Fenerbahçe Taraftar Forumu

Geri Git   FENERBAHÇE TARAFTAR FORUMU > Fenerbahçe Spor Kulübü > Fenerbahçe Spor Kulübü Haberleri > Köşe Yazıları

Köşe Yazıları Fenerbahçe Konusunda Yazılmış Köşe Yazıları

Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Arama
Eski 26-02-2010, 09:40   #1
fbs1907
Guest
Mesajlar: n/a
Standart Yazarlar...

Dr.Gürkan Kubilay/Fotomaç

Her şey iyi idi. Hemen çoğu farklı konumlarında oynamalarına rağmen Fenerli oyuncuların hepsi kapasitelerinin çok üzerinde performans gösteriyorlardı. 1-0 öndeydik, biraz geride karşılamamıza rağmen tehlike yaşamıyorduk, işler iyi gidiyordu. Bu gidişi bozmasından korktuğum tek adam vardı; Daum. İçimden ''Müdahale gerekiyor ama inşallah Daum müdahale etmeye kalkmaz, çünkü taktik becerisi çok kötü'' diye geçiriyordum ki Güiza dışarı, Baroni içeri tabelası kalktı. Bu, futbolda intihardı, savunmaya yaslanmak demekti. Cezası faul yapmaktı, duran top vermekti. Nitekim, maçın tek sorunlu adamı, yavaşlığı ile her pozisyonda sıkıntı veren Bilica'nın yaptığı faul, hayalleri yıkan golü yedirdi. 12 saniyenin altında 100 metre koşan 3 adamı bulunan bir takıma karşı elbette fazla adamla ön alanda olmamalısınız. Ama santrforunuzu önce çıkarıp, Alex'i öne alıyor; sonra da 5 dakika sonra tekrar bir santrforu oyuna alıp, ilk verdiğiniz karardan vazgeçiyorsanız ben sizin teknik adamlığınızı olmasa da taktikten anlayıp, anlamadığınızı sorgularım sayın Daum.

Analizi yüzeysel yapmış
Bursa maçı sonrası sizin için ''Daum'a önlem alınmalı'' diye yazmıştım. Görüyorum ki, Fenerbahçe için çok tehlikeli bir durum arz ediyorsunuz. Bu Lille takımının analizini yapmadığınız, yaptıysanız da çok yüzeysel olarak yapıp oyunculara da anlatmadığınız ortada. Deniz'in G.Birliği'nde savunmanın sol kanadında oynadığından haberiniz bile yoktu bence, birileri size hatırlattı. Bekir'in geçen sene bu ülkenin en iyi stoperi olmasına rağmen kıyma makinesinden birileri çıkarttı size. Ama takımın içinde bu işi bilenlerin de gücü bir yere kadar yetiyor size. Bu takımı, Lille'e siz elettiniz Daum; Seyirciye, yönetime, futbolcuya ve Türk futbol kamuoyuna yazık ettiniz. Bu takımı Denizli'ye gitmeden çok önce uygulamalarınızla şampiyonluktan eden de sizdiniz. Yazık, üzüldüm! Size değil, Fener camiasına.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 26-02-2010, 09:44   #2
fbs1907
Guest
Mesajlar: n/a
Standart Bu kadar..Rıdvan DİLMEN / mİLLİYET

Açıkcası bu maçta teknik direktör, oyuncu ve taraftar görevini yaptı. Görevini yaptı da tur mu geldi diyeceksiniz. Ama bence takım tur için doğru bir tertiple ve elinden geldiğince de mücadele ederek oynadı.
Dört tane stoper vardı savunmada. Dolayısıyla uzun süredir yapılmayan bir taktikle başladılar. 0-0 cepte oynadılar. Önce bunu korumaya baktılar. Klas oyuncularla da sonuca gideriz diye düşünüldü. İstediği de oluyordu zaten.
Tabii ki uzun süre oynamayan oyuncular için zor bir doksan dakikaydı. Deniz son bölümlerde artık beni alın diye el kaldırmaya başladı. Aynı şekilde Güiza da arka adalesini tutuyordu. Gökhan da 80’lerde kenara işaret yapıyordu. Karşılaşma ise 1-0’a kilitlenmiş, Fenerbahçe’nin istediği şekilde gidiyordu. Fenerbahçe adeta uyutmuştu rakibini.
Taa ki, duran topa kadar. Maçın en iyi oyunculardan kaleci Volkan cepheden iyi kurtarışlar yapsa da çıkıp da alacağı bir topa çıkmayınca gol geldi. Mecburiyetten de olsa çıkardığı 11 ve yine yaptığı değişiklikler yüzünden Daum’a bir şey söyleyemeyiz. Oyunculara da... Sadece iş bitirecek oyuncularından kaptan Alex çok etkisizdi. Gökhan Gönül de sağ önde oynamaya alışamadı ve çok top kaybediyor. Hep yüzü dönük oynarken, şimdi rakip kaleye sırtını dönünce bocalıyor. Ama göbekteki ikili Selçuk ve Emre müthişti. Gerçekten Selçuk uzun süre oynamamasına rağmen ı hak etti. Emre de son haftalardaki çıkışını devam ettirdi. Bir topu direkten geldi, bir gol attı. Bir orta saha oyuncusunun nasıl olması gerektiğini, oyunun iki yönünün nasıl oynanacağını gösterdi.
Lille takımı 1-0 geriye düştükten sonra gümbür gümbür gelemedi. Buna da Fenerbahçe izin vermedi. Rölanti giden maç kilitlenmişken o gol her şeyi alt üst etti. Ama takımın mücadelesini beğendim. Oyunu değil. Zaten Alex de kötü oynayınca takımın iyi oynama şansı yoktu. Çünkü savunma ağırlıklı bir kadro vardı.
Hem Galatasaray, hem de Fenerbahçe çok dramatik bir şekilde Avrupa defterini kapattı. Üstüne üstlük çok da yoruldular.
  Alıntı ile Cevapla
Eski 26-02-2010, 09:50   #3
fbs1907
Guest
Mesajlar: n/a
Standart Vazgeçmek yok ! Gürcan Bilgiç / sabah



Birçok mazereti soyunma odasına koyup çıkmışlardı maça. Emre "komutanlığını" ilan edince, diğer 10 kişinin O'na uymaktan başka çaresi kalmamış gibiydi. Lille takımının beklenenin aksine daha agresif, daha istekli ve daha dikine oynamasıyla birlikte Saracoğlu'nun uğradığı şaşkınlıkta, Fenerbahçe orta sahası pas alma problemleri yaşamaya başladı. Sorun topa gitmekti ama Emre'nin dışında bu cesareti bulan olmadı.
Lider karakterinin, takım arkadaşlarına bulaşacağını bilerek stoperlerin yanına gelip top aldı Emre...
Sonra orta sahaya kadar taşıyıp, boş bulduğu ilk arkadaşına aktardı.
Sonra atağa destek verip, bir şeyler daha yapabileceği bir an bekledi. Bir tanesinde direğe takıldı, diğerinde filelere...
Fenerbahçe'nin kadrosunda barındırdığı çeşitli tiplerde oyuncular arasında "maç alan" kısmına "örnek" oyuncu olarak ismini yazdırdı. Diğerleri baksın da öğrensin diye bu çabanın cd'lere kaydedilip, Samandıra'da da kapalı devre tüm televizyonlarda birkaç hafta gösterilmesi lazım.

GERİSİ TEFERRUAT!
"Vazgeçmeyiz" çağrısı vardı yönetimin. Aranan çıkış yolunu taraftarıyla bulmak istiyordu. 50 binlik destek Kadıköy'de bu arzunun meşalesi olmaya kararlı geldi. Güiza'yı ladılar, bir dakika susmadan sahaya katıldılar. Tribünler pankart seline döndü, Hepsinde ayrı ayrı bir kalp, her kelimede bir kalp sesi vardı. Maçın teknik tartısı zaten yoktu. "Sonuna kadar oynayacağız" denmiş, her tekmeye kafa uzatmaya hazır hale gelmişlerdi. Defansı dört stoperden kurmak zorunda kalmıştı Daum. İlk bakışta "en azından bu maçta kafa golü yemezler" diye düşündük. Yanılmışız.
Sınırlı becerinin, aşırı motivasyonla beslenerek forma giymiş haliydi Fenerbahçe takımı. Emre; akıl-fikir ve cesareti üç kişilik barındırarak üstünde tüm eksikleri kapattı ve maça damgasını vurdu.
Bu maçın en önemli kazancı, Fenerbahçe ruhunun tekrar vücut bulmasıdır. Tribünlerin cevap verdiği sorumluluk çağrısıdır. Hep birlikte vurgulanan "vazgeçmek yok" kararıdır.
Gerisi teferruattır...
  Alıntı ile Cevapla
Eski 26-02-2010, 09:53   #4
fbs1907
Guest
Mesajlar: n/a
Standart Kaybetmekten korkan...Altan Tanrıkulu / Hürriyet

HAYATIMIZ boyunca seçimler yaparız, bazen sevindiren, bazen üzen.. Daum’un sahaya sürdüğü onbir gibi..

İkinci yarıda oynatmaya kalktığı pasif futbol gibi.. Sahanın en iyilerinden Volkan’ın rahatlıkla alabileceği bir duran topa çıkmaması gibi.. Sahada fiziksel olarak tükenmiş Alex varken rakip savunmayı en çok oyalayan Güiza’yı oyundan almak gibi.. Orta sahadaki presi en çok yapan ve pas yüzdesini artıran Emre’yi sola çekmek gibi..
Daum tercihler yaptı.. İki maçta da.. Sonuçta Fenerbahçe elendi.. Eleyebilirdi de.. Ama Antalyaspor, Bursaspor, Kayserispor ayarında bir takıma elendi Fenerbahçe.. İki maçta da bireysel hatalarını iyi değerlendirip turu atlayan taraf oldu..
Sahanın yıldızı Emre’ydi.. 14 yaşında Florya’yı, Galatasaray altyapısını tercih etmişti.. Mallorca’ya attığı harika golü Eurosport günlerce göstermişti. Leeds maçında kırmızı kart gördüğü için UEFA finalini kaçırmıştı. İtalya’da “Boğazın Maradonası” denmişti ona.. O da dün harika bir şut attı, direğe takıldı. Ardından bir harika şut daha attı, tribünleri ayağa kaldırdı..
Alex büyük oyuncu.. Ama Avrupa’da iş yapmayı hayal eden bir takımın büyük oyuncusu değil.. Çünkü Alex fiziksel olarak bu tempoyu kaldıramıyor ve kaptan olarak camiaya büyük zarar veriyor.. Türkiye’de çok maç kazandırıyor. Ama onun pozisyonunda başka bir büyük oyuncu olsa ki, Fenerbahçe hep böyle yıldızlar bulmuştur, belki Avrupa’da yola devam edilirdi.
Lille sıradan takım
Aziz Yıldırım, Aykut Kocaman, Daum.. Bence üçü de kalır seneye.. Ama Alex’in her maç sahada 90 dakika kalması sadece UEFA rüyalarını değil, pekçok maçı kaybettirir.. Elin oğlu, geldi eledi, gitti.. Sıradan bir Avrupa takımı Lille.. Tıpkı Twente gibi.. Ama karşısında 45 dakika sahasına çekilmiş ve tek bir kontra akın yapamayacak bir Fenerbahçe beklemiyorlardı. Oysa ne demişti Yıldırım Beyazıt: “Kaybetmekten korkan kaybeder..”
Karabük Emenike’yi buluyor 25 bin dolara, Fenerbahçe son yabancı hakkını gidip süratli bir yedek forvetten yana kullanmıyor.. Neden? Çünkü Fener alırsa Adriano gibi adı olan ama koşamayan yıldız almanın peşinde.. Fenerbahçe kaç yıldır kazanabileceği Avrupa Kupası maçlarını kaybediyor. Üzüntüm bundan.. Shaktar’ın, Sevilla’nın yaptığını yapamamaktan..
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




no new posts