Fenerbahçe Taraftar Forumu

Geri Git   FENERBAHÇE TARAFTAR FORUMU > Fenerbahçe Spor Kulübü > Fenerbahçe Spor Kulübü Haberleri > Köşe Yazıları

Köşe Yazıları Fenerbahçe Konusunda Yazılmış Köşe Yazıları

Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Arama
Eski 10-12-2011, 16:19   #1
patrician
Eski Açık
patrician - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Aug 2011
Futbolcu: 23- Semih Şentürk
Mesajlar: 1,083
patrician is on a distinguished road
Standart Papazın Çayırı: İddianame ve Sorular



İddianamenin büyük bölümünü okudum, açıkçası beklediğimiz gibi medyaya sızmış şeylerin dışında iddianamede daha önce hiç duymadığımız şeyler yok. Öncelikle şunu belirteyim kişisel olarak 3 Temmuz sonrası bu olayın siyasi yönü olabileceğine ilişkin kuşkular Türkiye'deki her davada olduğu gibi kafamızı kurcalasa da yine de suçlamaların hukuki temelde ele alınması gerektiğini düşünüyordum. Olayın hukuki boyuttan çıktığını ve artık bu olayın çok taraflı bir kurguya daha yakın olduğuna tamamen kanaat oluşturmam ise Trabzon'un Şampiyonlar Ligi'ne katılmasının üzerinden 12 saat sonra Sadri Şener'in yurt dışı yasağının kaldırılması sonrasında oldu.

Daha sonraki olayları, yasada değişiklik öngören düzenlemeye bugüne kadar spor anlayışı masa tenisinden ibaret olan cemaatin hükümetle kanlı bıçaklı olabilecek kadar karşı çıkmasını , Cumhubaşkanı'nın görev süresi boyunca ilk kez bir yasayı veto etmesini bu şike meselesinin sadece bir şike meselesi olmadığını bize gösteren nişaneler olarak sayabiliriz. Yeri gelmişken yeni yasa düzenlemesinden "ulusal şeytan" ilan edilen "nefret paratoneri" haline getirilen Aziz Yıldırım'ın yararlanmayacağını ve tutuklu kalmaya devam edeceğini düşünüyorum.
İddianamenin lafzı da ruhu da zaten ilginç bir şekilde Aziz Yıldırım'ı mümkünse hayatı boyu hapiste tutmak için özenle hazırlanmış. İddianamede örgüt lideri olarak bahsedilen iki kişi var birisi Olgun Peker, diğeri Aziz Yıldırım. İddianamenin ilk bölümünü oluşturan Olgun Peker'in eylemlerinin anlatıldığı bölüm daha nesnel gözlemlerle kişisel kanaatler arka planda tutularak anlatılmışken, Aziz Yıldırım'ın eylemlerinin anlatıldığı bölümde iddianamenin üslubu değişiyor. Savcı daha kişisel değerlendirmeleri ve subjektif görüşleri bu bölümde daha yoğunlukla kullanıyor.

Mesela Aziz Yıldırım'la örgüt üyesi oldukları iddia edilen Fenerbahçe yöneticileri arasındaki ilişkinin başkan-yönetici ilişkisinin ötesinde olduğunu iddia ediyor. Sanki Türkiye'de aralarında ast-üst ilişkisi bulunan bütün birimler arasındaki ilişkiler demokratik nosyondaymış gibi bunu garip bulmuş. Savcı Aziz Yıldırım'ın özellikle İlhan Ekşioğlu'yla ilgili görüşmelerinde bütün "nasıl gidiyor" sorularının şikeyle ilgili rapor alma amaçlı olduğunu iddia ediyor.Şu tapeleri okuduktan sonra telefonda birine "nasıl gidiyor" diye sormaya çekinir insan.

Sedat Peker ile Aziz Yıldırım arasında kurulmaya çalışılan bağ da son derece zorlama. Savcı Ergenekon'un gizli tanığıınn beyanına dayanarak 2004 deki Beşiktaş- Fenerbahçe maçında Tümer'in Sedat Peker'den talimatla bilerek kırmızı kart gördüğünü iddia etmiş ki o maçta Tümer'in kart falan görmediğini ufak bir araştırmayla ortaya çıkarabilirdi. Sedat Peker'in buna istinaden Aziz Yıldırım'dan para istediğini de belirtmiş. İddia edildiği gibi bu ikili arasında bir menfaat anlaşması varsa beklenen şey Aziz Yıldırım'ın Sedat Peker'e bu parayı vermesidir ancak savcı aynı metinde Aziz Yıldırım'ın Sedat Peker'in bu para isteğinden rahatsız olduğunu ve istifayı düşündüğünü de belirtiyor. Yani gönül rızasıyla aralarında bir menfaat ilişkisi varsa Aziz Yıldırım niye bu istek karşısında bunalıp istifa etmeği gereği duyuyor orası açıklanmaya muhtaç.

Aziz Yıldırım hakkındaki en somut suçlama Manisa-Trabzon maçıyla ilgili Manisaspor Başkan Yrd.'a maç öncesi gönderilen 500.000 doların ne amaçla gönderildiği de açıklanmaya muhtaç. Aziz Yıldırım ifadesinde kişisel bir iş için bu kişiye borç verdiğini ve daha sonra dört çek olarak banka kanalıyla bu paraların geri ödendiğini belirtmiş, bu paranın Manisasporlu oyunculara dağıtıldığı yönünde de gerek iddianameye yansıyan gerekse medyada yer alan hiç bir şey olmadığını ve herhangi bir Manisasporlu oyuncunun tanık olarak bile ifadeye çağrılmadığını belirtelim. Savcı bu paranın teşvik parası olduğunu düşünüyor ancak iki yönetici arasındaki para transferinin saha içine nasıl yansıdığını, nasıl bir menfaat temininin söz konusu olduğunu belirtmiyor.

Şike soruşturmasının Fenerbahçe tarafındaki en önemli ismi şüphesiz İlhan Ekşioğlu. İddianame de İlhan Ekşioğlu'na muhasebeden verilen bütün paraların neredeyse şike amaçlı olduğu iddia edilmiş, İlhan Ekşioğlu'na muhasebeden yapılan ödemelerin, şike yapıldığı iddia edilen maçların öncesi ve sonrasıyla tamamen uyuşmadığını bizzat savcının kendisi de iddianamede belirtmiş ancak savcı bunun şike faaliyetini örtbas etmek için bazı muhasebe kayıtlarının daha geç yapıldığına yormuş.

İddianamenin neredeyse tamamı telefon dinleme tutanaklarından oluşuyor, şunu da belirtelim Aziz Yıldırım ve diğer yöneticiler hakkındaki takip teşvik ve şikenin suç olmadığı dönemde alınmış. Aziz Yıldırım hakkında dinleme kararı 17.02.2011 tarihinde başlamış. Şike ve teşvik primini suç olarak gören yasa çıkmadan iki ay önce şike ve teşvik primi ile ilgili takip yapılmaya başlaması da son derece manidar.

Savcıya göre örgüt şike faaliyetinde başarısız olana bir daha görev vermiyormuş, bu bağlamda buna örnek verdiği konuşma kaydı da çok acayip mesela daha önce şike işinde başarısız olduğu iddia edilen Doğan Ercan'ın konuşmasına yüklenen anlam ilginç

18.03.2011 günü Doğan Ercan’ın Alaeddin Yıldırım’a gönderdiği mesajlarda(tape:2107-2108-2109);
“İyi günler ali abi ben geldim ankaraya gidecemi gencler tırabozon macına başkan birşeyler söylemişti banan.haber verirsen ona göre porgram yapacam abi iyi günler.akşam macdayım cok iyi hazırlanıyolar d” yazdığı,(Gençlerbirliği-Trabzon maçnda teşvik görüşmeleri yapmak için görev istemektedir)

Savcının şu konuşmadan nasıl bu yorumu çıkardığını ben anlamadım açıkcası.

Fenerbahçe'nin şike yapmakla suçlandığı Büyükşehir Belediye ve Eskişehir maçlarında da tuhaf şeyler var. Mesela savcıya göre Fenerbahçe yönetimi maçtan bir gün önce Büyükşehir'in kalesinde Oğuzhan'ın değil Fırat'ın oynayacağını öğreniyor ama kadroda bile olmayan Murat Şahin'le şike yapıyor, ya da Eskişehir maçı için Bülent Uygun ve Ümit Karan'la şike anlaşması yapıyor ama ne hikmetse şike anlaşması yapılan antrenör, şike için anlaşılan oyuncuyu onbirde oynatmıyor, yine daha önce de belirttiğim gibi bu adamlara verilen paranın akışının da bizim gördüğümüz kadarıyla net kanıtları yok. İddianamede neredeyse bütün poşetlerin içindeki şeyin para olduğu değerlendirmesi var, resimleri falan da var poşetlerin ama "abi bu poşetin içinde kesin para vardır" kanaatine nerden varılmış onu da anlamış değilim.

İbrahim Akın'la ilgili bölüm soruşturmanın başından bu yana en ilginç bölüm bana göre. İbrahim Akın'ın iddianamede belirtilen ifadesinin baskı altında alındığını ve savcının kendisini yanılttığını belirten ifadesini de gözönünde bulundurarak konuşma kaydını ele alalım. Şimdi İbrahim Akın'ın şike parası için caiz midir değil midir diye sağa sola sorması zaten başlı başına garip, aşağıdaki konuşmaya bir bakalım.


İbrahim: “Hocam bir şey sormam lazım sana ya şimdi bizim hafta sonu Fener’le maçımız var ya, demişler ki İbo gol atmasın, yüz bin dolar para verelim ona diye”, X Şahıs: “ İyi ne yapacaksın”, İbrahim: “Ben de sana soruyorum dedim hocam bu adamlarına sor diye yani ne yapmamız lazım diye”, X Şahıs: “Sizin takımın kaptanı hocası ne diyor”, İbrahim: “Onlar bir şey diyemiyor hocam Fenerbahçeli oldukları için onlarda bana kalkıp oynama veya gol atma diyemiyorlar başkası tarafından söyleniyor bu.. yani bana gol atma diyorlar yani”, X Şahıs: “İyi tamam yani böyle şeyler günümüzde futbol camiasında var değil mi böyle şeyler”, İbrahim: “Var var ama hocam işte ben de sana soruyorum yani kötü olur mu diye…yani para var yani işin ucunda, ama sonucunda diyorlar ki işte şu şunu yapma”, X Şahıs: “Efendim yani onda bir şey yokki ya bu gönül rıza olan bir şey yani sen gol atmayacaksIn yerine para verecekler…tabi ya onda bir şey yok yani bunda bir sakınca yok canım niye olsun yani baya başkaları duymasın önemli değil…bizim burada benim köyde baba türbesi var ya Köy babada…orda var çok fakirler var yaparsın bu kurban keseriz orda yedirirsin”, İbrahim: “Doğru hocam tamam”. (tape:3568)

Şimdi imamın şike teklifi yapıldı sözünden sonra hemen takım kaptanı ve antrenör ne diyor sorusu garip değil mi, ikincisi İbrahim Akın takım kaptanı ve hocasının Fenerli olduğunu söylüyor ki Abdullah Avcı'nın Fenerli değil Galatasaraylı olduğunu dünya alem bilir, şimdi bu sürreal imam- futbolcu diyalogu hakikaten bu konuşmayı gördüğümden beri bana garip geliyor. Zaten tapelerin -Alo ile başlayıp -Görüşürüz le bitmemesi ve konuşmanın bazı yerlerinin alınıp seçilmesinin yanlış olduğunu Yunanistan'daki soruşturma gibi bu konuşmaların hepsinin yayınlanması gerektiğini daha önce de söylemiştik. Bunun ne kadar doğru bir uygulama olacağı Can Arat'ın ifadesinde de görülüyor.

Maçtan önce yine Ali Kıratlı ile bir görüşme yaptım. Bu görüşmede Cemil abinin beni aradığını söyledim. Kendisine duygusal olamayacağımı, aslanlar gibi topumu oynayacağımı söyledim. O da tabi aslanım çıkıp sen oyunununa bak Allah yardımcın olsun dedi, fakat bu görüşme bana okunan tapelerde yoktu.


Şimdi mesela Ali Kıratlı'nın bir sürü lüzumsuz görüşmesi iddianamede yer alırken sanıgın lehine olabilecek bu tape ne iddianamede ne polis sorgusunda var. Oysa biliyoruz ki savcının görevi sadece sanıkların aleyhine olan delilleri değil lehine olan delilleri de toplamak. 50 tane görüşmenin işine gelen 20 tanesinin bazı bölümlerini alıp alt alta yazarak iddianame hazırlanacaksa bunun için savcı olmaya gerek yok Turkcell deki call center larda bunu yapabilir.

Savcıların hukuki bir meseleyi iddia makamında bulunuyorum diye kişiselleştirmesi hukuk adına en büyük tehlikelerden biri. Bazı yerlerde savcı şüphelilere ulaşılamadığını vurgulasa da bunu bile şüphelileri suçlayan bir ifadeyle yapmış, şu vurguya dikkat

"özellikle iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması çalışmalarına karşı kendilerince geliştirdikleri tedbirleri yoğun olarak uyguladıkları, bu tedbirlerin örgüt liderinden en alttaki örgüt üyesine kadar herhangi bir değişim göstermeden tüm örgüt üyeleri tarafından sıkı bir disiplin içerisinde uygulandığı, örgüt üyelerinin bu tedbirlerinin bazı şüphelilerin tespit edilememesine sebep olduğu belirlenmiştir."


Karabük maçı öncesi şüphelilere ulaşamadığını çünkü örgüt üyelerinin çok iyi disiplin içerisinde şifreli bir şekilde konuştuğunu beyan eden savcı bir hafta sonraki Ankaragücü maçında örgüt üyelerinin ilk kez bu kadar açık seçik konuştuğunu belirtiyor. Bir hafta içinde ne olduysa artık. Herhalde bu açık seçik konuşmalardan yola çıkarak Mehmet Yenice adlı şahsın arabayla Ankara'ya 400.000 dolar götürdüğünü belirtiyor ama belkide başından bu yana bu soruşturmanın en zayıf yönünü burda kendisi itiraf ediyor. Operasyonun deşifre olmaması için bu para belirtilen şahısdayken suç üstü yapılmadığını söylüyor. Ligin bitimine bir hafta kala neyin deşifresi Allah aşkına. İlla son maçın son dakikası mı beklenmesi gerek bir suça tanık olunmuşsa. Burada savcının Sivas maçı berabere bitse operasyon olmayacaktı sözüne vurgu yapalım, bu memlekette bir savcı açık açık bunu söyleyip onun yazdığı iddianameden biz hala bir hukuk metni bekliyorsak zaten ölmüşüz demektir.

Bir de şunu sorayım şüpheli durumda bulunan Trabzonsporla ilgili Zeki Mazlum'un polis sorgusunda "Trabzon'un şampiyon olması için AKP Trabzon teşiklatı her şeyi yapar" sözünün iddianamede yer almaması sizi şaşırttı mı. ?

Türkiye öyle bir ülke ki hakkınızda iddia edilen şeyi iddia eden kişinin ispat etmesine gerek yok, sizi kişisel olarak sevmeyen birileri zaten hakkınızdaki iddialarla sizi asmak için hazır bekliyor. Fenerbahçe özelinde Fenerbahçe yöneticileri bu işleri yapmışlar mıdır, kendilerine isnat edilen suçları işlemişler midir bunu bilemem, ama şunu belirteyim bu davanın salt hukuki nedenlerle açıldığına, 3 Temmuz'dan bu yana yapılan lincin, iddianame zamanlamasının, veto zamanlamasının, iddianamenin bizzat kendisinin masum olduğuna beni kimse inandıramaz. Futbolun kirli olduğunu bu insanların zaten her şeyi yapabilecek insanlar olduğunu söyleyip kenara çekilip romantik futbol düşleri kuran adamların samimiyetine de zerre kadar inanmıyorum. KCK'daki rezillikleri de Hopa Davasındaki rezillikleri de Balyoz ve Ergenekon'daki rezillikleri de üreten bu ülkedeki yargı sisteminin söz konusu futbol olduğunda pür-ü pak olduğuna mı inanacağız. Bütün davalardaki saçmalıklara itiraz etmek mi daha ahlaki bir durum yoksa "ya futbol dünyası kirli zaten" deyip bu davadaki haksızlıkları umursamamak mı ? Şu davadaki onca acayipliğe tek laf etmeyip, romantik solcu ayaklarına bürünüp bu ligi seyretmeyeceğini açıklayıp üç gün önce Galatasaray Fener'i yendi diye sevinçten deliren insanların ahlakından bir hayır gelmez. Ahlaki pozisyon öznenin ismine göre değil eylemin kendisine göre alınır. Özne Fenerbahçe olunca bütün felsefi birikimlerini, duruşunu ideolojisini çöpe atıp diğer davalara gelince bunları hatırlayanlar da, sadece Fenerbahçe'ye haksızlık yapılıyor diyip KCK'daki tutuklananlara "gebersin teröristler" diyen de aynı bakış açısından muzdariptir. Adalet gelecekse her yere gelecek bir yere gelen bir yere uğramayan adalet adalet değildir.Umalım ki şu zamana kadar işlemeyen hakkaniyetli bir yargılama prosedürü duruşmalar sırasında gerçekleşsin ve neyin doğru neyin yanlış olduğu ortaya çıksın. Fenerbahçe hakkında federasyonun ne karar vereceği zerre umurumda değil Fenerbahçe'nin bu ligde oynamasını bırakın artık bu ülkede faaliyet gösteriyor olmasını bile içime sindiremiyorum ben. Ülkede "Aziz Yıldırım asılsın mı ? diye referandum yapılsa evet çıkacak bir ortam oluşturulmuşsa ve bu Fenerbahçe nefreti bu boyuta getirilmişse ne söylesek boş artık.


Kaynak:http://papazincayiri.blogspot.com/20...e-sorular.html
__________________
-Asla yalnız olmayacaksın -
patrician isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




no new posts