|
|||||||
| Köşe Yazıları Fenerbahçe Konusunda Yazılmış Köşe Yazıları |
![]() |
|
|
Paylaş | Seçenekler | Arama |
|
|
#1 |
|
1907 UNİFEB
Üyelik tarihi: Dec 2008 Futbolcu: 2- Diego Lugano Yaş: 20 Mesajlar: 5,046
![]() |
![]() Esat Dergi Bizim şirkette standartlaşma kelimesi ortalama 2-3 ayda bir herkesin önüne sunulur. Tehlikelidir çünkü, "yapmayın, etmeyin" derler. Bizim meslekte standartlaşma değil, farklılaşma üzerine yoğunlaşmak idealdir de peki hakemlik... "Hakemleri konuşmayalım" "Hakemler başka topraklarda bu kadar tartışılan canlılar değil" Gerçekten can sıkıcı, futbola depresiflik katan bir durum olsa da. Türk hakemlerine güveniyorum diyemiyorum uzun bir süredir. Bu sezon daha ligin ilk çeyreği dolmadan gördüklerimden sonra. Biz onlara "kötü niyetli değiller" dedikçe onlar ressam olma hevesinde. Egoist çizimler, kararlar, 90 dakika değil, yönetmenlikler, etkiler tepkiler! Sabah kalkıyorum, tembihliyorum kendime, "güven" diye de... Peki hafta sonları ne oluyor? Yetenek, mantık, karakter, çalışma ortamı ve bir sürü dinamikler. Bunların hepsini bir yere koyuyorum etkileyebilir insanları, tamam. Hakemlerin saha içindeki yorum haklarının "adalete" karşı sınavı? İstediğim sadece eşit şartlarda yarışsın bütün logolar, olabildiğince. Tek tek bu maç bu pozisyon şu maç şu saçlı futbolcu demeyeceğim. Çünkü olayın işine isimler girdiğinde okuyucu da -kendi- köşesine kaçıyor. Bu sezon belki hakemler yüz milyonlarca kritik hatalar yapmadı. Fakat bu onların iyi olduğu anlamına gelmez, maça hakim olamıyorlar. Ortada ciddi ve baş ağrıtacak bir "standart" sorunu var. Ünlüler Mej. Gonzalez ile Rob. Rosetti'nin yorum karakterleri farklı da! Bizim hakemler arasındaki bu yorum farkı çıldırtacak boyutta. Çünkü pozisyon değil -kural- yorumlamak, hakemlik değildir. Bir futbolcunun hakeme elini kaldırışı sarı kart ise her maçta olmalı. Bir futbolcunun hakeme sözlü itirazı sarı kart ise her maçta olmalı. En basit ve gerçek örnekler bu tiptekiler aslında. Ya da "dakikaya" göre kartlar kullanılmamalı veya sahanın yerine göre. Skora göre maç yönetilmemeli, keşke hakemin eline sözlük değil de... Gözüne gözlük taksak skorbordu göremese! Takımların büyüklük küçüklük ölçeklerine göre içlerini doldurmamalılar. Sarhoş sarhoş maça çıkmakla çünkü bunların bir farkı yok. Hakemlerin karakteri, yorum hakları elbette farklı, hak verilebilir. Fakat ortadaki bir -suça- her hakem kendi telinden bir şarkı çalıyorsa. Bunlar küçük ama cidden ligin seyrini değiştirebilecek farklılıklar. Adalet herkes için vardır. Victor Hugo boşuna dememiş; "İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmak." Bugün benim bu bağırışıma belki çoğunuz anlam veremeyeceksiniz. Nereden çıktı şimdi bu diyebilirsiniz. Biliyorsunuz puanlar kaybedildiğinde çığlık hobimiz, yakında... Benimkisi sadece bir öngörü; ağrıyacak başlar üzerine! Ligde rekabetin kanını alttan altta emen tabloları unutmadık. Hep ayrı projeler üretiliyor zaten, hep karanlık güçler ıslık çalıyor. Bir sene Anadolu projesi çıkıyor, bir sene iki büyük takım tırmalanıyor. Bir sene değiş-tokuş yaptırıyorlar kazançları, bir sene başka, sıkıldık. Bırakın da sahadaki rekabetin senaryosunu "takımlar" yazsın. Sakin, şaşırmadan, 90 dakika izlemeyi özledim... Bir değil bir maç içinde 10 komik düdükten sonra... "Nasıl nasıl..." diyerek stres olmak, standardımın dışına çıkmak... Ligin bu haftasına kadar çıkan kararların eşitliğini düşünün. Ve çeşitliliği üzerine yorumlar yapın. Allah kolaylık versin. Kabakta bile tat var, artık hakemleri düşünmek de, güvenmek de sıkıyor.*** GÖKHAN'IN GÖNLÜ DEĞİŞMEDİ AMA FUTBOLU 'STOP'Bazı futbolcuları Nuh'un Gemisi'ni idare ediyor gibi görmek moda. Gönülleri fetheden, fethetmeye devam edecek Gökhan Gönül. Bu çocuk yaklaşık bir senedir kapasitesinin altında! Bu çocuk yaklaşık bir sezondur -eleştirilmediği için- aslında bu durumda. Bazen eleştirilerin futbolcular üzerinde böyle yararları var. İdmanlardan sonra ne yapıyor ediyor bilemiyorum ama. Çalışmaya çok ama çok ihtiyacı var, sakatlık problemi normal. Gökhan'ın kötü futbolu açtığı ortaların isabet oranından değil. Ümit Özat bu takımın en büyük kanat asistçilerinden biriydi. 10'da 1 orta açıyordu ama biz açtıklarını konuşuyorduk. Gökhan'daki sorun psikolojik ve "kendini geliştirme konusunda." Onun hakkında yazdığım bir yazı beni halen daha heyecanlandırıyor. Potansiyel konusunda hiçbir eksiği yok ama bir futbolcu neden durur? Bir futbolcu kötü oynarken sırf mücadelesi yüzünden neden tenkit edilmez. Bu yaştan sonra gerekli midir değil midir bilmiyorum ama. Gönül'ün bir futbolcu koçuna ihtiyacı var, bireysel özellikleri için. Üç yıl sadece sol ayağını kullanarak solak olan futbolcular var. Takımda kredisi haklı bir şekilde bu kadar yüksek biri. Neden yeteneklerini geliştirmez, hep aynı elbiseyi giyer, sıkılmadı mı... Gökhan'ın Gönlü çalışkanlığı değil ama futbolu maalesef 'stop'. *** 10 PUAN FARK Skora, puan tablosuna göre değil hedeflere ilerleyişe göre düşünmeli. Fenerbahçe bugün başarılı kabul edilmeli sadece bu yüzden. Tedavi altındaki bir Fenerbahçe hiç bu kadar inançlı gözükmemişti. Fakat futbol sözlüğüne yeni bir kelime girdi, o da tatmin. Fenerbahçe tatmin etmiyormuş, mış-mış, falan filanmış. Günlerdir düşünüyorum "Fenerbahçe nasıl tatmin eder" diye. Milan'da bugün hucüm hattındaki sorunların ikizi Fenerbahçe'de var, evet. 90 dakikanın ortalama 30-40 dakikasında tempo yapabilme sorunu, evet. Kanatlardaki oyuncuların üzerine binen yük ve akış istikrarsızlığı, evet. Hedefler 3 yıllık konulmuşsa, ucu açık bırakılmışsa. Kimsenin bilmediği futbolcuların birbirine verdiği gizli bir söz varsa... Onun da adı lig ve lig ile birlikte Avrupa'ysa... Bugünkü futbolun çok iyi olmaması nasıl bu kadar büyük sorun olabiliyor? Bazı şeylerin önüne geçebiliyor daha doğrusu. Üç ayda bir takım kurabilirsiniz, sadece Football Manager'da. Örneğin son Antalyaspor maçı. Direkten dönenler, Güiza'nın artık mantığa sığmayan şanssızlığı (!) Baroni'nin hele bir şutu vardı ki, Polat'ın çıkarışı tarihe geçti, görmüyoruz. Barça'lı Pique'yi izleyip sonra F.Bahçe'yi izlemenin sorunu olmalı bu. Avrupa'da 7'de 7 yapmış tek takım: Braga, Barcelona, Real Madrid ile birlikte kayıpsız bir takım. Fenerbahçe kötü oynamıyor, iyi oynuyor, fakat çok iyi değil. Her maç Daum da, futbolcular da bir soru çözüyorlar. Testi bitirmek bu kadar hızlı olamaz. Yineliyorum bu kadro bireysel olarak gerçekten ligin çok üstünde. Geçtiğimiz sezonda böyleydi ama fakat futbolcular motive edilemedi. Bugün hedeflerin Türkiye olması da gayet normal. "F.Bahçe camiası, Türkiye'de şampiyonluğu mu başarı sayıyor", geyik! "Gel F.Bahçe ne olursan ol Devler Ligi'nde sana -yer- var" demeyecekler! Türkiye'de tek olamadın fakat al sana milyonlarca avro demeyecekler. Fenerbahçe taraftarı şampiyonluk kokusunu içine çekmediğinde... Sandığın içindeki en duygusal bayraklarını boynuna sarmadığında... Ağustos ayında gideyim kombine alayım, demeyecek. Bugün futbol açısından Christoph Daum şunu yapmalı demem ama. Şu öneriyi verebilirim ki futbolcular biraz daha cesarete yoğunlaştırılmalı. Taraftar da hoca da, futbolculara özgürlük ve itici güç olma konusunda. Bu takımın nasıl bir pas trafiği yürütebileceğini henüz kimse bilmiyor. Rakibi öperek de yorabilirsiniz, topun arkasında iyi pozisyon alarak da. Futbolcuyu biz pasına göre, pozisyon almasına göre değerlendirmiyoruz. İyi futbol oynamak top rakipteyken iyi alanda rakibi karşılalamak değil ya. Fenerbahçe'nin gitmesi gereken yer pastır, kısa pastır, pas trafiğidir. Bu işte yüzde yüz performansa eriştiğinde her şey farklı olabilir. Kazanma alışkanlığı ve psikolojik özgüven zaten geldi - geliyor sayılır. Geçen her hafta kazanılanlar aslında 3 puandan ötesi, bırakın oyunu. Bu ligde namağlup şampiyonluk ütopya filan değil, bu sene için hele. Puan farkı 10 olunca bir bakıma, futbol aralıklı aralıklı gözlere gelince. Bu pas özelliği tamamen keşfedilince. Galiba o zaman Fenerbahçe tatmin edecek. Neden Real Madrid ile aynı klasörde gösterildiği anlaşıldığı zaman. Los Galacticos yani, gerçek olan ama. O zaman da kaşının üstünde gözü var olacak, olur mu olur... Güçlü olduğunuzda her şey olur. İçlerden gelen bir fısıltı: Ronaldo Luis Nazario de Lima, son büyük sakatlığından epey bir önce Türkiye-Fenerbahçe flört-serüveni geldi aklıma. Nereden esti bilmiyorum ama web sitesinin sarı-lacivert oluşu manşetleri süslemişti. Brezilya Milli Takımı'ndan o renkler alındığı saatler sonra düşünebildi insanlar. Öyle heyecanlı, güzel bir futbol sevgimiz var işte, kitap olsa okusak. Uzun aradan sonra soru-cevap yapma zamanı geldi. Bir sonraki yazıda böyle bir potpuri yapalım yine. Sadece okuyan olmayın, siz de katılın.Sevgiler! An be an Esat DERGİ Takip edin... http://twitter.com/esatd
__________________
yanardı meşaleler,çoşardı tribünler,kısılırdı bütün sesler,bu devran birgün döner,bu günler gelir geçer,bu efsane geri döner
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
1907 UNİFEB
Üyelik tarihi: Dec 2008 Futbolcu: 2- Diego Lugano Yaş: 20 Mesajlar: 5,046
![]() |
Gökhan Gönül konusuna kesinlikle katılıyorum.
__________________
yanardı meşaleler,çoşardı tribünler,kısılırdı bütün sesler,bu devran birgün döner,bu günler gelir geçer,bu efsane geri döner
|
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
|
|