|
|||||||
| Köşe Yazıları Fenerbahçe Konusunda Yazılmış Köşe Yazıları |
![]() |
|
|
Paylaş | Seçenekler | Arama |
|
|
#1 |
|
1907 UNİFEB
Üyelik tarihi: Dec 2008 Futbolcu: 2- Diego Lugano Yaş: 20 Mesajlar: 5,046
![]() |
Üretim, üretim diye dillerde dolanan bir şarkı var. Üretim ne ile yapılır konusunda ise herkes hayalperest. Kazanmadan, para kazanmadan neyi üretebilir, neyi kazanabilirsiniz? En güzel üretim yaptığımız yer Farmville, evet.
Ellerde çoğu zaman patlak bir mısır. Arka fonda meşhur Şampiyonlar Ligi'nin teması. Tuttuğunuz takım dışarıda, çok dışarıda, düşman topraklarında. Vurduğu gol olsun, dev takımlarla rekabet daimi olsun. Yıllardır her takımın renkli taraftarının değişmeyen hayali bu paralel de. Barcelona'nın karşısına Barcelona gibi bir takım çıkarabilmek. Avrupa'da bir İngiliz olmak, sürekli yarı finaller görebilmek. Yani rekabet edebilmek, yerde, gökte, suda, karada, havada. Ben de çok şey istiyorum, bir bilseniz, ah ah... Yerli kulüplerin, futbolun dezavantajları ise saymakla bitmiyor, başlık çok. Mesela dünyanın saydığı bahis bürolarının adını ülkede anmak bile yasak. Bazı yabancı ülkelerde de bu uygulama var ama kaç ülkede... Yazarlar yazdığı kurumun İddaa'dan gelirini düşünerek öküz gözlüğü takıyor. Daha doğrusu takma zorunluluğu içinde, reklamlar! Betfair; UEFA'nın bu maçta şike olabilir mi diye gittiği bir bahis bürosu... Yakın geçmişte önce M.United, sonra Barcelona'ya sponsor oldu. Aslında sponsorluktan öte bir ortak anlaşma imzaladılar. M.United bu imzalardan yıllık 1.7 milyon avro kazanacak. Barça ise 1.75 milyon avro gelir elde ediyor. Betfair Camp Nou'da, Barça'nın resmi internet sitesinde ve tribünlerde... Chelsea'nin 188Bet ile anlaşması var, yıllık 1 milyon avro civarında. A.Villa da aynı şekilde 188Bet ile birlikte çalışıyor. Yıllık 1 milyon avro civarında. Bolton Wanderers'ın 188Bet'ten yıllık geliri, 1.4 milyon avro. Bodog Europe, Fulham ile çalışıyor. Sevilla 12beta adlı bahis bürosundan senelik 2.8 milyon avro kazanıyor. Bwin'in La Liga ve bir altının yayın haklarının bir kısmını elinde bulunduruşu. Bwin'in Real Madrid ve Milan gibi iki kulübe ne kazandırdıkları da. Ya da bir dönem ülkeye (Portekiz) ait olan lige isimlerini vermeleri de. Malaga W.Hill adlı dev büroya kendini 3 yıllığına emanet etmiş durumda. Olympique Lyon bir dönem Betclic adlı firma ile çalışmıştı. Sporting Bet ve Portsmouth yine ufak çaplı bir ortaklık çalışması içinde. Bu tür gelir/sponsorluklarda sorunlarda olmadı değil elbet. Bwin 2006'da bu tür sponsorluklar için 56 milyon avro harcamıştı. Alman hükümeti ile bir takım sorunlar yaşadılar, sindirildiler. Futbolun, kulüplerin bu gelir kalemi başlığındaki örnekleri çok artırılabilir. Mesela başka bir konu, forma sponsorluğu. Çok ufak bir örnek; Olympique Lyon'un adidas ile yaptığı 50 milyon avroluk anlaşma. Lyon nasıl bu kadar büyük bir anlaşma yapabiliyor? Uzun uzun düşünmek lazım üzerine, uzun uzun... Futbolun başlama vuruşu santra değil, gelirler. Olay A,B,C firmalarının kulüplere kattıkları değil aslında. Olay bahis bürosu, rakamlarda değil aslında. Olay ek gelir, bir bakıma gelirlerde rekabet şansları! Gelir rekabetinde rakamsal bir tablo çıkarırdım ama intihar sebebi olabilir. Mesela yayın gelirleri filan, yazarken bunalıma giriyor insan. Diğer kalemlerdeki dev uçurumu şimdilik halının altına itin, itin! A ülkesinde sıradan bir takımın sıradan bir konuda 10 gelir kalemi şansı var. Bizde gerek yasadan, gerek tekelden bunlar demir parmaklıklar arkasında. Kulüpler ve yöneticiler gelir oluşturma konusunda bile çoğu zaman inançsız. A ülkesinde sıradan bir takımın yöneticileri projelerine güveniyor, tecrübe var. Bizde yöneticiler proje yapmayı unutmuş, alışmamış. 2-3 senedir topa vurmaya başlayan yöneticiden gol atmasını bekler gibiyiz. 30-40 sene önce yönetici, "para veren" olarak tanımlanmıştı. Daha yeni yeni aşıyoruz denizleri, kurban oluyoruz. Nerede olduğumuzu, kabuğumuzun daha yeni çatladığını görebiliyor musunuz... Görebiliyorsak haddimizi bilerek konuşalım, izleyelim maçları. Bu başlamadan kaybettik demeyelim, bu -aklımızı- kullanalım demektir. Abbas Güçlü ile Genç Bakış programı önceki hafta Okan Üniversitesi'ndeydi. Genç öğrencilere ekonomi sorulduğunda Türkiye bayrağı açıldı. Anlayan, anladı demek istediğimi... Bu başarısızlık arasında mucize yaratan kulüpler de var. Geleceği çılgın şekilde görenler de. Ben demiyorum Deloitte Para Ligi bunu söylüyor. Türkiye'de bunu yapan tek takım olmamalı işte. Bugün İddaa, Allah’ı var ki özellikle alt liglerdeki takımlara destek oluyor. Bu ülkeye bu tekelle hakim olan firmanın adı İddaa değil, A, B firması olsaydı? A ve B firmalarının sayısı ve ülkeye giriş hakları epey farklı olsaydı. Devlet vergisini de alarak bu lisansı çoğu ülke gibi medeni şekilde yapsaydı? Bir kazanırken üç kazanacaktı kulüpler. Üç kulüp değil, 33 kulüp -çok- kazanacaktı. Devlet vergi borçlarını siliyor ya... "Her şeyi yapıyorum" diye düşünmekten vazgeçse keşke. Bırakın bunları bugün ülke demokratik mi değil mi diye tartışılıyor ya. İddaa'nın dışında bir firma ismi yazarken yazı işleri toplanıyor, düşünüyor. Böyle bir tekel var, çıkan son yasalar sayesinde. İddaa oyunun oranları, aburu cuburunda değilim. İddaa sadece bir isim, örnek. Futbol sandığımız kadar basit bir 90 dakika değil. Acımasız bir dünya ve bazı rekabetlerin içine girmeniz için kazanmanız gerekiyor. Kazanmanız için çekirdek gelirinizin belli çıtayı aşması. Roma'nın 180 milyon avro yıllık gelir elde ettiği bir rekabet havuzundan bahsediyoruz. "At şu golü Hasan" İskender Büyük gibi büyük olalım demek, basit, anlık. Sürpriz başarılar değil, istikrarlı başarılar ve kültür oluşturmak istiyor muyuz? Bunun için ilk şart kulüplerin gelir elde etmesidir. Sonuna kadar gazı kökleyerek. Takımların oynadığı 4-4-2'si, 4-3-3'ü filan değil. Altyapıdan her gün bir Ali, Mehmet çıksın istiyor muyuz? Bunun için ilk şart kulüplerin gelir elde etmesidir. Sonuna kadar gazı kökleyerek. Büyümek için çemberin çapını geniş tutacaksınız. Bu çapın geniş olmasına yazanlar da çizenler de katkı sağlayacak. Meyveler ile futbolcuları örneklemek yerine -aklımızı- kullansak. Gelir kalemlerini artırmak için toplu eylem yapsak beyinlerde. Toparlamak gerekirse siz şimdi yine elinize patlak bir mısır alacaksınız. Bu sezon bitecek İtalya'da, İspanya'da karşınıza rakibinizi alacaksınız. Televizyon başında "Biz de onlar gibi olsak" diye düşlerken... Kazanamadığımızda futbolcuya, hocaya, kaçanlara yanacaksınız. Yakıt olmadan uçabilir misiniz? Yakıtı koymadan sürekli uçmaya kalktık, sonuç ne oldu? 80'lerde, 90'larda futbola, kulüplere yakıt konsaydı? Şimdi yakıtı koyarsak 10-20 sene sonra kulüplerimiz nasıl olur? Bu yakıtlar nedir, ne değildir, ne yapabiliriz? Çok geçmeden kulüplerin de... Buradaki futbol adamlarının da ilgilenmesi gerekenler; Yeni gelir modelleri, bunlar için aldığınız resmi teşvik, destek olmalı. Kaçan goller kadar bu işin bir endüstri olduğunu... Ve ayak uydurmak zorunda olduğumuzu bilmeliyiz. Acı ama evet yöneticiler bazen taraftarı müşteri olarak da görmeli. Çünkü kazandırmadan, kazanılmaz. Kazanmak Milan'ı, Inter'i, Roma'yı, Barcelona'yı yenmektir, yenebilmektir. Sadece bugün değil ama bugün ve yarın. Esnaf olursanız ailenizi geçindirirsiniz. Esnaf değil, futbolun şirketler arasında olduğunu kabul etmek var! Tünelin ucu burada, yoğunlaşalım. Para öyle bir saadet getirir ki, sarhoş gibi dolaşırsınız. Bu konu üzerine konuşmak istediğim o kadar çok şey var ki... Siz Fatih Terim bekliyordunuz. Ben kutuma gitmeyi tercih ettim, bunlar çıktı. Şimdilik idare edin lütfen... Teoman'ın "Hayalperest" şarkısını dinlememek için. "Hayalperestsin, güzel hayaller peşinde" dememek için. Futbolun direkten dönen top değil. Endüstrilerin topları direğe yolladığını kabullenmek dileğimle. Sevgiler! An be an Esat DERGİ Takip edin... http://twitter.com/esatd ESAT DERGİ
__________________
yanardı meşaleler,çoşardı tribünler,kısılırdı bütün sesler,bu devran birgün döner,bu günler gelir geçer,bu efsane geri döner
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Guest
Mesajlar: n/a
|
anlayana....)
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
|
|