Fenerbahçe Taraftar Forumu

Geri Git   FENERBAHÇE TARAFTAR FORUMU > Fenerbahçe Spor Kulübü > Fenerbahçe Spor Kulübü Haberleri > Köşe Yazıları

Köşe Yazıları Fenerbahçe Konusunda Yazılmış Köşe Yazıları

Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Arama
Eski 19-07-2011, 10:05   #1
dekortiko
SarıKanaryalar Yönetim
dekortiko - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jun 2008
Futbolcu: 77- Gökhan Gönül
Yaş: 45
Mesajlar: 13,082
dekortiko is on a distinguished road
Standart Farz edelim ki üç büyükler sonuncu oldular ve düştüler

Bir zamanlar...
Farz edelim ki üç büyükler sonuncu oldular ve düştüler.


Ne gibi bir durum doğar?
Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ikinci ligdeler! Seyirci hangi maçlara gider, hangi maçların yayınlanmasını ister? Türkiye ikinci ligdeki Galatasaray-Fenerbahçe maçını mı, birinci ligdeki Kayseri-Antep maçını mı merak eder, izlemek ister? Yayıncı kuruluş, havuz sistemi, maç hasılatları ne gibi bir hal alır?
Onaylarsınız, onaylamazsınız, beğenirsiniz, beğenmezsiniz; bu, Türkiye'nin bir gerçeği.
Üç büyükler şehir takımı değil. "İstanbul takımı" deniyor ama, Türkiye'nin her yerinde taraftarları var. Ve eşit sayılabilen dağılım oranları halinde var. Batı'da böyle bir örnek yok.
Milli Lig 1959'da üç şehirde başladı. Ondan önce İstanbul Ligi, Milli Lig gibiydi. Macaristan'ı 3-1 yenen milli takım, bir istisna ile üç büyüklerden oluşuyordu. Türkiye'de futbol ilgisi ve sevgisi üç büyüklerde başlamış ve gelişmiştir. Yurtdışında da sadece onlar varlık göstermişlerdir. Batı'daki durum çok farklıdır ve aynı uygulamaların gerçekleştirilmesindeki sıkıntıların asıl sebebi de bu realitedir.
Aslında İstanbul'u temsil eden bir kulüp de olmamıştır. Vefa ile İstanbulspor okul takımlarıydılar. Beykoz, Kasımpaşa, Karagümrük, Feriköy, Sarıyer semt takımlarıydılar. Fakat Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe bırakın adını taşıdıkları semtleri, İstanbul'a da sığdırılamazdı. Türkiye'deki Fenerbahçelilerin çoğu Fenerbahçe semtinin nerede olduğunu bilmez.
Bizim yapımız, Batı'dakinden çok daha farklı bir yapı.
Çocukluğumdan bir hâtıramı anlatmak istiyorum:
Yavuz Selim'de amcamın oğluyla babasının dükkânı önünde, konuşup şakalaşıyoruz. Merkezî bir yerdi, Fevzipaşa Caddesi ile Yavuz Selim Caddesi'nin kesiştiği köşedeydi. Bir ara amcamın oğlu, "Metin geliyor" dedi heyecanla. "Ne Metin'i, hangi Metin?" derken dönüp baktım; sahiden de Metin Oktay geliyordu, Akşemsettin tarafından.
Uzun kollu gömleğinin kollarını kıvırmış, yine fuleli adımlarla yokuşu çıkarak bize doğru geliyor... Orada kahveler var, insanlar var; kimseden çıt çıkmıyor, herkes saygıyla ve sevgiyle sadece bakıyor! Sanki bir efsane kahramanı kitaplardan çıkmış gelmiş. İnsanlar "rahatsız etmeyelim" diye tezahürat yapmaya çekiniyor. Ana caddeye ulaşınca, eğilip bir taksiye seslendi ve bindi gitti... Herkes birbirine bakıyordu. Rüya mıydı, neydi? Şimdi bu saygı psikolojisini anlamak kolay mı? Adam, vakarlı haliyle saygı telkin ediyor. Etrafına, kimsenin yüzüne gözüne baktığı yok. Golü attıktan sonra, hoplayıp zıplamadan santraya doğru nasıl yürüyor ise, sokakta da öyle yürüyor. Önemli bir şey yapmıyormuş gibi, önemli biri değilmiş gibi... Galiba annesini ziyaret etmiş, oradan dönüyor. Şaşkınlığı geçince bizim amcaoğlu söylenmeye başladı: "Niye tutulup kaldım yahu? Metin Abi diyerek yanına koşmadım. Gitti adam!" Doğru söylüyordu. İstanbul'un en kalabalık ve merkezî semtlerinden birinde koca Metin Oktay 2-3 yüz metre yürüyor, herkes saygı duruşuna geçmiş gibi çıt çıkarmadan hayranlıkla bakıyor!
Bu basit bir olaydı ama bana çok anlamlı gelmişti. Bazı şeyleri anlamak kolaydır da anlatmak zordur. O kadar şöhreti var, bir arabası yok. Eşinin babası bir servet teklif etti, elinin tersiyle itti. Müslüm Bağcılar açık çek uzattı, "yakışmaz bize!" diyerek kabul etmedi. Böyle bir adam işte... Adam gibi adam. Üç büyüklerin eskiden sadece futbolcuları değil, "kahraman"ları da vardı; öyle algılanan adamları da vardı; ve sayıları epeyceydi. Hatırlamak yetmez, onları ekolleştirmenin yapı taşları olarak değerlendirmeliydik. ... Bazı şeyler yasa ve cihaz takipleriyle sağlanamaz. Onları aşmanın yollarını, metotlarını insanlar bir biçimde bulur. Mesele kişilik yapısı meselesidir; asıl kontrolü, dengeyi o sağlar. Bu sağlamlık yok ise; fonksiyonel ve estetik özellikler, hayatta da sanatta da oyunda da, traji-komik hale gelmekten kurtulamaz. Komik'le trajik arasında gider gelir. Şunu iyi bilelim: Üç büyüklerin pozitif alanda ayrı bir önemi ve sorumluluğu var. Önemini unutup sadece sorumluluğunu, sorumluluğunu unutup sadece önemini varsaymanın her ikisi de yanlıştır. Onlarsız olmaz, ama onların manen kaybolmasıyla da olmaz.

Ahmet Selim-ZAMAN


http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yaz...e=bir-zamanlar
__________________
sarıkanaryalar.net
Fenerbahçeli internet

Bir şarkısın sen
Ömür boyu sürecek

SANA SÖZ IŞIK SÖNMEYECEK FENERBAHÇEM!
dekortiko isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 19-07-2011, 13:24   #2
MURAD
Unstoppable
MURAD - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: May 2011
Futbolcu: 10- Alex De Souza (C)
Yaş: 32
Mesajlar: 1,432
MURAD is on a distinguished road
Standart

Yalnız Fenerbahçe diğer büyüklerle aynı psikolojik şartlarda değil son yıllarda. Kedi ciğer hikayesi.... Önce tepeden tırnağa modernleşmeliyiz. Ve bu futbolun tüm temsilcilerinden başlamalı, İngiltere gibi kana susamış holiganları bir kadın (Teatcher) öndrliğinde temizlediler, şimdilerde liverpool seyircisiher sonucu metanetle karşılıyor,manchester, arsenal,chelsea keza öyle, avrupa premier lige gıptayla bakıyor, futbolcular taç atarken adeta seyircinin 2-3santimetre yakınına kadar geliyor. Onun için bu olayı önce camia olarak kendimizde başlatmalıyız. Beşiktaşın duruşu gibi yanar döner değil, kararlı ve gururlu yapmlıyız..
MURAD isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Eski 20-07-2011, 11:10   #3
poseidon
Don't Believe Me!
poseidon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Jul 2009
Futbolcu: 20-Özer Hurmacı
Mesajlar: 1,276
poseidon is on a distinguished road
Standart

Şuna eminim ki diğer takımlar düştüğünde elinden tutanı olmaz. Çarşı ard arda kaybedilen 4 maçta tepki gösteriyor, Ultravestiler her kaybedilen maçta istifa istiyor. Hamsi kafalılar zaten destek nedir bilmez. Başka kim var ki?

Bu zor duruma düşselerdi gider forma alırlar mıydı? Para harcarlar mıydı?
Sadece 2 saat yürümeyi göze alıp cebindeki son parasını kulübüne yatırırlar mıydı? Hemde 34 derece sıcakta yürüyecekler. Susuz bir şekilde? Hiç sanmıyorum.
Boşuna dememiş İslam Çupi;
"Fenerbahçe büyüklüğü başka bir büyüklüktür" diye
__________________
Sanma Şahım / Herkesi Sen / Sadıkhane / Yar OLur
Herkesi Sen / Dost mu Sandın / BeLki oL / Ağyar OLur
Sadıkhane / BeLki oL / aLemde / Serdar OLur
Yar OLur / Ağyar OLur / Serdar OLur / DiLdar OLur
//sen piyonsun gidersen iki puan gider ben ise şahım ben gidersem oyun biter
gfb_zorba
poseidon isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler Arama

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB Kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı




no new posts