Fenerbahçe’de ikinci yarı ile birlikte mücadele ve konsantrasyona iyi futbol da eklenmişti. Son üç maçlık performans haklı olarak herkes tarafından ligin favorisi görülmelerine yol açmıştı.
Diyarbakır maçına bakınca, ligin ilk yarısının son iki maçı aklıma geldi;
Ankaragücü ve
Trabzon... O karşılaşmalarda da çok mücadele etmişlerdi. İyi futbol yoktu ama kazanmaya yetmişti. Pazar günü bunlara benzer bir maç oldu. Ama bu kez kazanamadı Fenerbahçe. Neden iyi oynayamadılar, çünkü dirençli bir takım çıktı karşılarına. Oyunun her alanını dolduran bir takım. Fenerbahçe hücuma geçince kendi ceza sahası civarında yedi kişi ile kümelenen, hücuma çıktığında da en az üç oyuncu ile saldıran... Hatta
Ayman’ın golünde ceza sahası içinde 4, dışında 2 Diyarbakırlı oyuncu daha vardı.
Böylesine dirençli ve iyi kapanan takımları üç şekilde açabilirsiniz. İsabetli şut, göbekten ikiye birler ve hepsinden önemlisi kenarlar. Şut attı mı? Attı... Yeterli olmasa da o atılanlar kümelenen Diyarbakırlılar’dan döndü. İkiye birlerde yetersiz kaldı. Alex, Semih ve sonradan giren Güiza etkisizdi. Kenarlardan gidemeyince (bir iki deneme yaptılar, onlar da pozisyona dönüştü) oyun Diyarbakır’ın lehine gelişti.
Daum’un da oyuncu değişiklikleri bu kez doğru değildi. Rakibi açmak için kenarları kullanması gerekirken, ikinci forveti alarak çizgiye inme şansını azalttı. Vederson’u soksa daha iyi olurdu gibi geliyor. Zemin hakikaten iki takım için de kötüydü. Ama en büyük özelliği yerden ayağa oynayan Fenerbahçe için ciddi dezavantajdı. Herhalde iyi zemin için mart sonu beklenecek.
Fenerbahçe adına geriye düşmelerine rağmen (hem de en iyi oyuncusu Bilica’nın hatası ile) beraberliği yakalamak gelecek adına kazançtı. Bu bir puanın önemi gelecek haftalarda ortaya çıkacaktır.